<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/9090144063145931452?origin\x3dhttp://kediyimben.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>


26 Nisan 2011 Salı at 13:02
Izdırabını Sikeyim Diyet

Evet, diyetteyim. Her gün canım çıkıyo yemin ederim. Sabah kahvaltısında cornflakes, 12de elma ve ayran, akşam eve gelince de yoğurt salata vs yiyorum. Ha bi de yüzmeye gidiyorum ama o stil için, diyetle alakasız. Kurbalamayı öğreniyorum şimdi. Bi de kardeşim Küçük Osman Fan sayfası açmış galiba, Öyle Bir Geçer Zaman Ki fotolarını aratmış Goguru'da. Salak işte dsfsgd
Bi başka konumuz Durarara, evet. Bleach'i One Piece'i geçip en sevdiğim anime olmayı başardı. Bir sürü de doujinshisini okudum, Japonca olsun İngilizce olsun. Neyse mangasını da okuycam, sanırım çevirisi durdu, olmazsa ben çeviririm. Kanjou Spectrum'u çevirdim ama editini yapamadım, bi sayfa çok zor geldi ben de bıraktım. Damla dedi ki "Çeviri grubuna katılalım Melis." ben de olur dedim, belki de kendimiz kurarız bilmem.
Bugün rehberlik dersi boşu, biyolojici geldi dedi ki "Dışarı çıkabilirsiniz ama bi kişi bile istemezse sınıfta kalıyoruz." ben de istemedim çıkmak, direttim falan, Büşra dövücek gibi baktı(amk senin, her şey senin yüzünden oldu) işte dediler ki "Sırf senin için herkes sınıfta kalmak zorunda mı ya?"(bunun kabası) Ben de "Sizin için ben çıkmak zorunda mıyım?" dedim. Hahahayt herkesin napıcağını belirlemek çok süper bi duygu be. Neyse konuyu dağıtmayalım. Sonra razı oldum, resim çiziyodum, onu da alıp çıktım. Dışarıda ucum bitti, şimdi ta yukarı çık, uç al falan üşendim, malum en üstteyiz, Tolga'nın yanına gittim, voleybol oynuyolardı. Biraz oynadık sonra ben Tolga'ya bakarken Bahadır topu yüzüme attı, birden herkes başıma toplaandı falan, bi panik oldum birden korktum, gözlüğüm kırılmış, camı gözümün pınarı mı deniyo ne deniyo oraya girmiş. Burnum sızlıyo, suratım kızarmış, gözümden yaşlar akıyo(ağlamakla ilgisi yok, bkz: gözüme cam girdi yaşarır tabi) gözlerimin çevresi cam içinde falan biyolojicinin yanına gittim, dedi ki, "Demek bi bildiğin varmış, çıkmak istemiyodun sen." sonra da beni müdür yardımcısını yanına götürdü, babaannemi aradılar falan, gözümde cam kalmış olabilir diye doktora gittik. İyi de oldu hani, numaram büyümüştü zaten. Müthiş görüyorum şu an, adeta bir kartal gibiyim, avımı 20 km öteden görüp saldırabilirim, öyle.
Telefonum da iyice telef oldu yemin ederim, 5 yıllık e250, ne beklersin? Üşenmiştim değiştirmeye, şimdi değiştiricem para yok amk. Blackberry Torch istiyorum. Sadece Blackberry de olur tabi. ya da klavyeli ve internete giren ve hafızası benim için yeterli olan tüm telefonlar olabilir. Trident falan dışında.
Ben oldum olası çakma şeylere karşıyımdır, hayır fakirsen fakirliğini bil(züppe değilim) güzel markaları telef etme amk. Bi Converse'in çakması niye alınır ya? Hadi kullanışlı bi ayakkabı olsa neyse ama onu giymek ızdırap zaten, karda kışta giyilmez, kumsalda mahvolur, top oynayamazsın, yürüyüşe çıkılmaz, markası için giyersin yani, BUNUN ÇAKMASINI YAPMADAKİ AMAÇ NEDİR? Bi boka yaramayan ayakkabıyı şeediyosunuz, Reebok'un şu kalça geliştiren ayakkabısının çakmasını yapın? Noldu yemedi di mi? Tamam sakinim.
Bi de böyle şalvar gibi olan ama ucu kesilmiş şalvar gibi olan pantolonlar olur ya, kenar mahalle kızları giyer, haha ona da çok uyuz oluyorum. Elbisenin altına kot giyilmesinden de hoşlanmam. Çingene pembesi kıyafetlerden hoşlanmam. Altın bilezikler, koca küpeler, kocaman altın yüzükler vs hoşlanmam. RÜKÜŞLÜKTEN hoşlanmam.
Mıstık, Murat, Müge, Ay dede ve Balık beni sinir ediyo.
Mıstık: Resim dosyamı çalmaya çalışıp duruyo. Fotomu çekiyo, en gıcık olduğum şeylerden.
Murat: Kafama vuruyo, şapkamı alıyo, uyurken dürtüyo vs
Müge: Geçen gün Tolga'ya, "Sen Melis'le takıla takıla böyle oldun." gibi bi şey demiş. Amk senin Müge. Atarlı Müge. Fısıldayan Müge. Iphone'lu Müge. Siktir git Müge.
Ay dede: Hareketleri aşırı falan, konuşması tuhaf, muhalefet her şeye. Bazen varlığı sinir ediyo.
Balık: Çok kaba, gıcık, muhalefet yine, küfür edip duruyo, hayır ben de küfrediyorum ama sinirlenince ya da şakalaşırklen. Bu kız sürekli küfür modunda, insan tiksiniyo, bi de ağır ağır küfüler. Ağız burun dalasım geliyo valla.
Ay yina kaçırdım Naruto'yu, bilgisayar olunca unutuluyo televizyon tabi ama napalım? Bi de Japonca ödevim vardı yapmadım daha yaa üff. Yarın bi de üfff. Salak ses kaydedicim çok kötü olduğundan yapıcak bi şey yoktu ama.
Vay canına be ne kadar uzun yazdım. Uzum zamandır yazmıyodum bi de ondan olabilir. Bi de diğer yazılarımdan farklı oldu gibi, daha ciddi mi ne. Neyse hadi artık, daha sonra tekrar yazıcam söz, son olarak size bi gif armağan ediyorum o zamman.

Etiketler: , ,